9 Eylül 2016 Cuma

EVLİLİK - AİLE - ÇOCUK YETİŞTİRME
Doğan Cüceloğlu

Yoğun toplumsal olayların yer aldığı ve konuşulduğu bir ortamda evlilik-aile ve çocuk konusunu gündeme getirmem tuhafınıza gidebilir. Ama izin verin bu konularda yazayım. Bütün sorunların temelinde insan olgusunu ve insan olgusunun temelinde de çocuğun içinde yetiştiği aile ortamını görüyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Evlilik, bir kadın ve bir erkek yaşamı paylaşmak amacıyla bir araya gelince evlilik oluşuyor. Evlilikte yer alan iki kişiden biri “insan kadın,” diğeri de “insan erkek”tir. Bazı toplumlarda evliliğe “kadın” ve “erkek” ilişkisi olarak bakarlar. “İnsan insana” ilişki üstünde pek durulmaz, o sanki hiç yokmuş gibi göz ardı edilir. Bu tür evliliklerde “karı-koca” ilişkisi “kadın-erkek” (kaba tabiriyle, kar-herif) ilişkisi olarak görülür. Bu tür evliliklerde kadın ve erkeğin her ikisinin de “insan” yönü yalnız bırakılmıştır. İnsan yönü yalnız kalmış, ihmal edilmiş, ilişkiden hiç beslenmemiş bir kadının ve erkeğin o evlilikte mutlu ve doyumlu olması olanaksızdır.

Çocuk doğunca “evlilik” “aile” olur. Çocuk hangi tür evlilik içine doğuyor? İnsan kadın – insan erkek evliliği ilişkisi içine mi, yoksa “karı” “herif” ilişkisi içiden olan bir evliliğe mi doğuyor?

“İnsan kadın – insan erkek evliliği” ilişkisi içine doğan çocuk şanslıdır. Çünkü işlevsel, sağlıklı bir ilişki görerek büyüyeceklerdir. Önlerinde her gün gördükleri sağlıklı, işleyen, yaşayan bir ilişki vardır. Bu ilişkinin sağlıklı oluşu çocuklarda temel bir güven duygusu uyandırır. Çocuklar “çocuk olmak”ta kendilerini özgür hissederler; bilirler ki, kendilerinden önce bu evlilik vardı ve kendileri büyüyüp evden uçtuklarında bu evlilik yine mutlu olarak var olmaya devam edecektir.

Şimdi “karı” “herif” ilişkisi içiden olan bir evliliğe doğan çocuğun durumunu düşünün. Anne, yalnız kalmış insan tarafının açlığını çocuğuyla ilişkisinde gidermeye çalışacaktır. Küçücük çocuk annesinin mutluluğu için kendisinin çok önemli olduğunu, elzem olduğunu hisseder ve çocuk olarak özgürce yaşama duygusunu kaybetmeye başlar. Aynı şey baba çocuk ilişkisi için de söz konusu olabilir. Karısından bulamadığı saf sevgi ve ilgiyi çocuklarında arayan bir babanın çocukları çocukluklarını özgürce yaşayamazlar.

İnsan olmak kolay değil; ama tüm çabalara değer.

1 yorum:

  1. Aklıma bir kitap cümlesi geldi. "Bir başkasının hayatını yaşar gibi yaşasaydık hayatı herşey daha güzel olurdu" bunu yapmak kolay değil evet ama çabalamak gerek.

    YanıtlaSil